Meral Akşener’in TBMM Grup Konuşması: “İYİ Parti, Türkiye’nin birinci partisi çıkacak!”

Dünya

Meral Akşener’in TBMM Grup Konuşması: “İYİ Parti, Türkiye’nin birinci partisi çıkacak!”

İYİ Parti @iyiparti 25 Mayıs 2022 Çarşamba TBMM Grup Toplantısı Genel Başkan Meral Akşener:

Aziz milletim, değerli milletvekilleri, sevgili gençler, kıymetli basın mensupları, Sizleri saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Grup toplantımıza hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.

Geçtiğimiz hafta, sporun, basketten voleybola, birçok branşında alınan başarılarla, milletçe gururlandığımız bir hafta oldu.

Bu muhteşem sonuçlarda emeği geçen, tüm sporcularımızı, teknik ekiplerimizi ve yönetim kadrolarımızı yürekten kutluyorum.

Yalnız bu başarılardan birinin, farklı bir anlam ve önemi var.

Brezilya’da gerçekleşen, 24’üncü “İşitme Engelliler Olimpiyatları’nda”, ülkemizi temsil eden milli sporcularımız; 8 altın, 19 gümüş, 17 de bronz madalya alarak, toplamda 44 madalya ile, 73 ülke arasında 3’üncü oldular.

Buradan, bu fevkalade önemli gurur tablosu için, tüm sporcularımızı ayrıca kutluyor, başarılarının devamını diliyorum.

Sağ olsunlar, var olsunlar.

Bu haftaya ise, maalesef acı bir haber ile başladık.

Devam eden Pençe-Kilit operasyonunda, 5 evladımızı şehit verdik.

Şehitlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine ve milletimize başsağlığı diliyorum.

Cenabı Allah’tan, yaralı evlatlarımıza şifalar niyaz ediyorum.

Allah, milletimizin güvenliği ve esenliği için göğsünü siper eden, tüm Mehmetçiklerimizi her türlü kötülükten, musibetten saklasın.

Değerli dava arkadaşlarım;

Geçtiğimiz hafta sonundan beri, Sayın Erdoğan ve arkadaşlarını, Abdülhamit Han üzerinden, bir yaygara tufanı almış gidiyor.

Hakaretlerin, öfke nöbetlerinin, nefret şovlarının, bini bir para…

Oysa;

Dillere destan şanlı tarihimize, sahip çıkmanın da, Tarihimizden ilham alarak, yol yürümenin de,

Tarihe atıf yaparak, siyaset dersi vermenin de yolu, İlk önce, tarihi öğrenmekten geçer…

Ama tarih;

“Keşke Yunan galip gelseydi.” diyen, Meczup Fesli’lerin hezeyanlarından öğrenilmez.

Yalan yanlış danışman notlarından da öğrenilmez.

Dizi sahnelerinden, çizgi romanlardan, hiç öğrenilmez.

Tarih, okuyarak, araştırarak öğrenilir.

İşte bu yüzden;

Sayın Erdoğan, tarihi bir türlü öğrenemiyor.

Çünkü kendisi okumayı sevmiyor.

Eline tutuşturulan notlardan ötesini, görmüyor.

Kulağına üflenen sesler dışında, kimseyi duymuyor.

Dört bir yanını saran cehalet duvarından attığı hamasi nutuklarla, günü kurtarmaya çalışıyor.

Ancak unuttuğu bir şey var:

Biz tarihe, onun gibi kişiler üzerinden bakmıyoruz.

Biz tarihe, onun gibi kavgalar üzerinden de bakmıyoruz.

Biz tarihe; değerler, sistemler ve sonuçlar üzerinden bakıyoruz.

Çünkü biz; Abdülhamit Han’la değil, o günün şartlarındaki demokrasi rüzgârıyla ilgileniyoruz.

Tarihin her döneminde, milletimizin istibdata karşı koyduğu tavırla ilgileniyoruz.

Tekleşmeye, tek adamlığa giden her yolu, azimle kesmiş olan millî iradeyle ilgileniyoruz.

Sayın Erdoğan nedense, istibdat dönemi ile, günümüz arasındaki benzerlikleri, dile getirmemden, çok rahatsız oldu.

Abdülhamit Han’ı kendisine benzetmemi, bir “hakaret” olarak algıladı.

Yani Sayın Erdoğan’ı Abdülhamit Han’a benzetmek, rahmetliye hakaretmiş…

Evet arkadaşlar, yanlış duymadınız.

Sayın Erdoğan için; rehber kabul ettiği, rol model aldığı, ama nasıl vefat ettiğini bile bilmediği Abdülhamit Han’ı, kendisine benzetmek, büyük bir hakaretmiş.

Yani biz aslında;

İstibdata karşı koyan o ruhtan bahsederken değil;

Sayın Erdoğan’a benzetirken, Abdülhamit Han’a hakaret etmişiz.

Arkadaş en azından kendisinin farkında…

Bu da bir şey…

Aziz milletim;

İstibdat bir olgudur, bu inkar edilemez.

Bu tarihsel bir hakikattir.

Ancak görüyoruz ki;

Sayın Erdoğan için istibdatın kendisi değil, istibdata kimin maruz kaldığı ve istibdatı kimin uyguladığı daha önemli.

Kabileci zihniyet işte böyledir.

Kendi uyguladığı istibdatı umursamaz; ama kendi maruz kaldığı zaman, avaz avaz bağırır.

Hâlbuki istibdat, göreceli değildir.

Ya vardır, ya da yoktur.

Ya karşısındır, ya da yanındasındır, bu kadar basit.

Eğer istibdata karşıysan;

Söz Abdülhamit Han’a da gelir, 1912’deki sopalı seçimlere de, 1946’daki sandık baskısına da…

Askeri vesayete de karşı olursun, 27 Mayıs darbesine de, 12 Mart’a da, 12 Eylül’e de…

1909’daki darbe teşebbüsüne de karşı durursun, 15 Temmuz 2016’dakine de.

Yassıada mahkemelerindeki adaletsizliğe de isyan edersin, tweet atan gençlerin Silivri’ye yollanmasına da.

28 Şubat’la da mücadele edersin, Sayın Erdoğan’ın partili istibdat rejimiyle de.

Eğer istibdata karşıysan;

Hadi Atatürk’e zaten yabancısın ama;

En azından, Namık Kemal’i, Ziya Gökalp’i bilmen gerekir.

Mehmet Akif’i, Kazım Karabekir’i, Fevzi Çakmak’ı hatırlaman gerekir.

Enver Paşa’yı, Talat Paşa’yı, “Galip Hoca” Celal Bayar’ı anımsaman gerekir.

Ali Fuat Cebesoy’u, Fethi Okyar’ı, Rauf Orbay’ı unutmaman gerekir.

Elmalılı Hamdi Yazır’ı, Yusuf Akçura’yı, Ahmet Ağaoğlu’nu ıskalamaman gerekir.

Bunun adı tutarlılıktır.

Ve siyaset tutarlılık ister.

Ama sen ve ortakların;

Bilmezseniz, hatırlamazsanız, unutursanız; hatta bir de üstüne, hem de meclis kürsüsünden, çıkıp onlara “kanı bozuk” derseniz;

Bu sadece tutarsızlık olmaz.

Bu en hafif tabiriyle, vefasızlık, vicdansızlık, terbiyesizlik olur.

Değerli dava arkadaşlarım;

Sandık milletin namusudur.

Milletimiz bize sandığı emanet etti.

Biz de bu kutlu emanete, tüm gücümüzle sahip çıkacağız!

Milletimizin helal oyunu, Ne trafoda gezen kedilere, Ne de mühürsüz oy sayan nankörlere, Yedirmeyecek, yedirtmeyeceğiz!

Her sandık başında görevli arkadaşlarımızla, Islak imzalı tutanaklarımızla, Kaya gibi sağlam irademizle, Seçimin bekçisi olacağız!

Hiç merak etmeyin;

Sandıkla gelenler, sandıkta gidecekler!

Bu ucube sistemi tarihe gömeceğiz, o irade bizde var!

Hiç merak etmeyin;

Millet İttifakı’nın adayı, Türkiye’nin 13’üncü Cumhurbaşkanı olacak, o azim bizde var!

Hiç merak etmeyin;

İYİ Parti, Türkiye’nin birinci partisi çıkacak.

Pazarlıksız, şartsız, koşulsuz, bu ülkenin, hak edilmiş iktidarı olacağız, o güç bizde var!

Hiç merak etmeyin!

Biz milletimizin gerçeklerini konuştukça, Milletimiz de, tıpkı bugün olduğu gibi, arkamızda oldukça;

Engeller karşısında dimdik duracak, Duvarları korkusuzca yıkacak, İftiraları delip geçeceğiz!

Türkiye’nin güçlü, mutlu ve zengin geleceğini, Milletimizle el ele, omuz omuza, hep birlikte inşa edeceğiz!

Hazır olun, çok az kaldı!

Toplantımızı şereflendirdiniz.

Sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun.


Haberi Paylaş: https://www.ktrhaber.com/?p=4022

Dünya, Ekonomi, Genel, Gündem, Siyaset, Türkiye, Video Galeri