@GelecekPartiTR Genel Başkanı @Ahmet_Davutoglu: “Kuruluşumuzun 1.Yıldönümü şiarı olarak ‘ Türkiye İçin Hazırız!’ diyen #Gelecek kadroları sizler ve gelecek nesiller için ayaktadır!” #TürkiyeİçinHazırız

Foto Galeri

@GelecekPartiTR Genel Başkanı @Ahmet_Davutoglu: “Kuruluşumuzun 1.Yıldönümü şiarı olarak ‘ Türkiye İçin Hazırız!’ diyen #Gelecek kadroları sizler ve gelecek nesiller için ayaktadır!” #TürkiyeİçinHazırız

@GelecekPartiTR Genel Başkanı @Ahmet_Davutoglu:

“Kuruluşumuzun 1. Yıldönümü şiarı olarak ‘ Türkiye İçin Hazırız!’ diyen #Gelecek kadroları sizler ve gelecek nesiller için ayaktadır!” #TürkiyeİçinHazırız

Aziz Milletim,

Gelecek kaygısı içinde onurlu bir hayat mücadelesi veren değerli vatandaşlarım,

Bu mücadelede öne çıkarak bir destan yazmakta olan gelecek gönüllüsü kardeşlerim,

Değerli Basın mensupları,

Hepinizi saygıyla muhabbetle selamlıyorum.

Her şeyden önce geçtiğimiz iki hafta içinde benim ve eşimin geçirdiği korona süreci çerçevesinde dualarını ve iyi dileklerini sesli, yazılı ve görsel mesajlarla ileten kardeşlerimize ve dostlarımıza bir kez daha teşekkür ediyorum.

Dün pcr testimin negatif çıkması ile birlikte bu zorlu süreci Allah’ın izni ve sevenlerimizin duasıyla atlatmış bulunuyorum.

Allah’tan eşim Sare hanımla birlikte şu anda hala rahatsız olan bütün vatandaşlarımıza da şifa niyazında bulunuyorum.

Değerli kardeşlerim,

Bugün özel bir günde beraber olmanın bahtiyarlığı içerisinde sizlere sesleniyorum,

Meşakkatli ama onurlu, zor ama huzurlu, badireli ama ahlaklı siyaset yolculuğumuz için özel bir gündeyiz,

Gelecek Partisi’nin birinci yılına ulaşmasının bahtiyarlığını yaşamayı nasip eden Rabbimize hamd ediyoruz,

Evet, Kıymetli Kardeşlerim, 12 Aralık 2019’da doğumu gerçekleşen Gelecek Partisi bugün bir yaşına girdi.

Bugünlere gelişimiz kolay olmadı.

Gelecek çatısı altında ülkemize ve milletimize yeni bir ufuk çizme çabamız isimli ve isimsiz kahramanların  alın, emek ve zihin terleriyle, çileleriyle dokundu.

Ülkemizin her bir köşesinde her düzeyde emeği geçen bütün kardeşlerime teşekkürü bir borç bilirim.

Yıl dönümleri sadece anma değil, aynı zamanda muhasebe ve ders çıkarma vesileleridir.

Gelin bu özel günümüzde sizlerle Geleceğimizin hikayesinin farklı aşamalarını bir kez daha beraberce düşünelim; ta ki vakarla yürüyen siyasi mücadelemizin tertemiz mazisi ve parlak istikbali doğru anlaşılsın.

İlk aşamada, yıkmaya değil yapmaya, zarar vermeye değil düzeltmeye, egoya değil kamuya ayarlı hayat felsefemizin bir gereği olarak içinde bulunduğumuz iktidar partisinin en üst makamlarına gördüğümüz yanlışları en açık ve en samimi bir dille özel görüşmelerde aktardık.

Bugün reform denilerek yeni bir umut oluşturulmaya çalışılan bütün hususları sözlü ve yazılı şekilde bizzat sayın Cumhurbaşkanına ilettik.

Ne bir makam bekledik, ne dilsiz şeytan gibi sükut ettik ne de “birileri çıksın bedel ödesin sonra da biz konuşmaya başlarız” diye oportünist bir tavır içine girdik.

Bu iyiniyetli çabalarımıza trol çetelerinin saldırıları, bizzat sayın Cumhurbaşkanını ağzından trenden inme binme ithamları ile, 28 Şubatta bile kesilmeyen konferanslarımızın iptallerine varan baskılarla cevap verildi.

Baktık ki ülkemizin siyasi ve ekonomik şartları her geçen gün kötüleşiyor, yasakların kıskacı, yolsuzlukların cesameti ve yoksullukların çilesi büyüyor bu kez kamuoyu önünde açıklama yapma ihtiyacı hissettik ve haftalar süren istişareler neticesinde kaleme aldığımız manifestoyu 22 Nisan 2019’da halkımızla paylaştık.

O gün Türkiye’nin geldiği noktayı açık bir şekilde, lafı eğip bükmeden, hiçbir odaktan çekinmeden özetle şöyle dillendirmiştik:

“Temel değerler ve ilkeler düzeyinde yaşanan savrulma siyasi söylemimizi de doğrudan etkilemiştir. Son yıllarda partimizin insan-odaklı, insan haklarına dayalı, özgürlükçü, reformcu, kuşatıcı, kendinden ve geleceğinden emin siyasi söyleminin yerini devletçi, güvenlikçi, statükocu ve salt beka endişelerine dayalı bir söylem almıştır…”

“…kendisini partimizin kurullarının üstünde gören ve adeta paralel bir yapı gibi partiyi yönetmeye çalışan bir odağın ortaya çıkması ve partinin seçilmiş yetkililerini ve kurullarını devre dışı bırakmaya kalkışması teşkilat kurumsallaşmasının özünü sakatlamıştır…”

“…ittifak siyaseti partimizi dar bir siyasi dile ve kimliğe hapsederek, ülkenin her bölgesini ve toplumun her kesimini kucaklayan özgün duruşumuza zarar vermiştir…”

“Yaşanan ekonomik krizi, varlığını inkâr ederek yönetemeyiz…”

“Ekonomi politikalarıyla ilgili kararların gerçeklikten uzak, piyasanın uygulamalarına ve ekonomi biliminin yasalarına aykırı biçimde alındığı, uygulamalarda keyfî ve tarafgir davranıldığı kanaati yayılmışsa yönetime olan güven kaybolur…”

“Özetle bugün partimiz her açıdan bir yenilenme ihtiyacı içindedir…”

Aziz vatandaşlarım, Kıymetli Kardeşlerim,

Bu cümleleri, eleştirileri ve çözüm önerilerini iyi niyetle yapmış ve AK Parti’nin girdiği yanlış yoldan dönmesini arzulamıştık.

Maalesef bütün iyimser beklentilerimiz kibirli bir inkarla, bütün samimi çabalarımız hak tanımaz bir ihraçla sonuçlandı.

Bizler de AK Parti’nin değişime kendisini, Türkiye’nin gerçeklerine, milletin arzularına hatta AK Partililerin beklentilerine bile kendisini kapattığını görerek milletimizle buluşma kararı aldık.

AK Parti bir aile yönetimine, iktidar ise başta 28 Şubat artıkları olmak üzere Türkiye’nin ve milletin hayrına sicilleri boş ancak darbecilikten ekonomik iflasa sicilleri sabıkalı isimlerle koalisyon hükümetine döndü.

20 yıl önce Türkiye’yi iflasa götüren Bahçeli’den devr aldığımız iktidar anahtarını, 20 yıl sonra Sayın Erdoğan milletin bütün emeğini ve AK Parti’nin birikimini yok ederek tekrar Bahçeli’ye teslim etti. Bununla da yetinmedi rotayı da milletin üç nesildir süren özgürlük ve değer mücadelesini bu değerlere düşmanlığını hiç bir zaman gizlememiş 28 Şubat teorisyeni marjinal bir partinin ve onu her dönemde şaibeli ilişkiler içine girmiş liderinin eline verdi.

2 Eylül 2019’da ihraç istemiyle disipline sevk edilince 13 Eylül 2019’da arkadaşlarımızla birlikte istifa ederek yeni bir siyasi hareket başlatacağımızı ilan ettik.

Böylece bu mücadelede üçüncü aşamaya geçerek Gelecek Partimizin geleceğinin işaret fişeğini çakmış olduk.

Bu aşamada Eylül ayından Aralık ayına kadar geçen üç aylık süreçte toplumun her kesiminden, her siyasi görüşünden, her inancından, mezhebinden etnik ve bölgesel kökeninden onurlu vatandaşlarımızla, kanaat önderlerimizle, aydınlarımızla bir araya gelerek demokrasi tarihimizin en kapsayıcı ve geniş tabanlı partisini kurmak üzere harekete geçtik.

O dönemde yazılan ve çizilenleri bir hatırlayın değerli kardeşlerim.  Bir taraftan yandaş medya diğer taraftan ülkemize bu toprakların hamurundan neşet eden yeni bir iddialı gelecek ideali konmasından rahatsız olan çevreler “kuramazlar, yapamazlar, bu korku ortamında kimseyi ikna edemezler” dediler.

Aynen bundan tam yüzyıl önce 2019 güzünde Sivas Kongresinden 2020 baharında TBMM’ne kuruluşuna giden süreçte Mustafa Kemal ve Kuvayı Milliye hareketi için söylenenler bizler içinde söylendi. “Ham hayal” dendi, “millet mücadeleden bezgin” dendi, “korku ve karamsarlık ikliminde umut çiçeği açmaz” dendi, “kendinizi ateşe atıyorsunuz” dendi.

Biz ise üç temel kriter etrafında zor zamanda dünyevi makamlar için değerlerini terk etmeyecek refikler arama çabasına girdik: samimiyet, basiret ve cesaret.

Samimiyet dürüstlüğümüzü ve siyasi ahlakımızı, basiret ehliyet ve liyakata dayalı vizyonerliğimizi, cesaret siyasi mücadele yöntemimizi tanımlıyordu.

Evet samimiyet de basiret de önemliydi ama illa cesaret illa cesaret illa cesaret dedik.

Bu milletin bağrından çıkacak yiğit insanlardan ümitlerini kesenler yine yanıldılar.

Birileri her türlü baskı yöntemlerinin hazırlıkları içindeyken, birileri konforlarına gömülmüşken, birileri ses çıkarabilmek için korku duvarlarının aşılmasını sessizce beklerken yüzü aşkın yiğit insan Bolu’da biraya gelerek “biz buradayız” dedi.

3 Aralık 2019’daki Bolu toplantısı bizim Sivas kongremizdi. Anadolu’nun, Mezopotamya’nın, Balkanların, Kafkasların çocukları, her inançtan, mezhepten, etnik ve bölgesel kökenden ve gönül coğrafyamızın her bir köşesinden ve her bir siyasi geçmişten samimi, basiretli ve cesur insanlar bir kez daha omuz omuza vermişlerdi.

Bu toplulukta kimsenin üstünlüğünün, ayrıcalığının ve imtiyazının olmadığını göstermek için herkes alfabetik içinde oturduğunda yanyana düşen arkadaşlarımızın çoğu yanındaki ile ilk kez orada tanışıyordu.

Salona girdiğimde gördüğüm samimi manzara için hem Allaha hamdettim hem de gelecek ile ilgili umutlarım bir kez daha pekişti.

Üç ay içinde böyle nitelikli ve cesur bir toplulukla buluşabilmek ne tesadüfle ne de şahsi çabalarımızla izah edilebilirdi.

Bu Allah’ın takdiri ile toplumsal mayanın tarih sahnesine çıkış iradesiydi.

O an Einstein’ın meşhur sözü zihnimde canlandı: “Tesadüf Tanrı’nın iradesini anonim kılma yöntemidir.”

Toplantıdaki siyasi, mezhebi, etnik, kültürel ve ideolojik çeşitliliği gören bir arkadaşımız “hocam ortak hiç bir tecrübesi olmayan bu kadar birbirine benzemez bir kurucular heyeti ile risk almıyor musunuz?” diye sorduğunda şu cevabı vermiştim: “Her biri birbirine benzeyen bir klan topluluğu ile kolay bir yol yürümektense, toplumun bütün kesimlerini barındıracak şekilde çeşitlilik arz eden bir toplulukla zor bir yol yürümeyi tercih ederim. Ülkemizin geleceği bu zor yolu yürüyebilmemize bağlı” demiştim.

O toplantıda daha partimizin ismi, adresi ve logosu belli değildi ama ruhu belirmişti: özgürlükçü ve demokrat bir ruh.

Daha sonra katılan arkadaşlarımızla birlikte 12 Aralık günü partimizin 152 kişilik kurucular listesini, tüzüğünü ve programını İçişleri bakanlığı ve Yargıtay başsavcılığına teslim edip kuruluşu ilan ettiğimizde bizi iktidar partisinin dar kulvarına sıkıştırmak isteyenlerin ne kadar yanıldığı ortaya çıktı.

13 Aralık günü yaptığımız tanıtım toplantısında da vurguladığımız ve bugün de tekrar ettiğimiz gibi “farklı kökenlerdeniz ama hepimiz onurlu ve eşit Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarıyız; farklı yaşlardayız ama hepimiz genciz ve genç kalacağız”.

Gelecek Partisi isminin de çağrıştırdığı gibi parlak ve onurlu bir gelecek isteyen  milletimizin arzusuyla kurulmuştur.

Bu arzuyu dile getiren milletimizle, yol arkadaşlarımızla ve dostlarımızla bu siyasi mücadeleye çıkarken yaptığımız buluşmalarda yol haritamızı şu ilkeler temelinde çizmiştik.

Birincisi; insan odaklı siyaset dedik. Özgürlükler güvenlik için, güvenlik de özgürlük için feda edilemez dedik.

Eğer siz güvenliği özgürlük için feda ederseniz kaosa, özgürlüğü güvenlik için feda ederseniz otoriter rejimlere yönelirsiniz dedik. En önemli husus güvenliğimizi riske etmeden özgürlüklerimizin tahkim edilmesidir diyerek yola çıktık.

İkincisi; ortak aidiyet bilincimize vurgu yaptık. “Devletlerin bekası, milletlerin devamı ve daimiyeti sadece askeri güç ile sağlanamaz. Devletlerin bekasını sağlayan temel şey, o toplumu bir araya getiren bireylerin ortak aidiyet bilincidir” dedik. Mahallelerimizden çıkalım çağrısında bulunduk ve bu toplumda kimsenin öteki olmadığını gösterelim dedik.

Üçüncüsü; toplumsal ve siyasal ahlaki değerlerin ihyası bizim için vazgeçilmezdir dedik. Siyasetimizde de bugün görülen sapmaların karşısında dayanacağımız temel referans noktası ahlaki değerlerin yeniden ihyasıdır dedik. Bunları ihya etmeden herhangi bir şekilde Türk siyasetine yeni bir vizyon biçmek mümkün değildir dedik.

Son günlerde çok sık gündeme gelen haklı bir kaygı var; ‘kazanımlarımızı kaybetmemek’… Doğru evet kazanımlarımızı kaybetmemeliyiz ama ya kaybettiğimiz değerleri nasıl kazanacağız diye samimiyetle sorduk ve açık yüreklilikle cevap verdik: Yolsuzlukların ve dğer kaymalarının tek çözümü siyasi ahlak ve şeffaflıktır dedik.

Dördüncüsü adalet adalet adalet dedik. “Adalete güvenin yeniden tesisi toplumsal düzenin temelidir. Devletin referans ölçüsü adalettir. Adaletin hırpalandığı ve yok olduğu bir yerde huzur olmaz, istikrar olmaz hepsinden önemlisi güçlü bir Türkiye olmaz” dedik.

Beşincisi; “devlet yönetiminde ehliyet ve liyakat ve devlet yönetiminin yeniden tanzimi meselemiz var” dedik. “Türkiye’yi bir aile şirketi yönetir gibi yönetemezsiniz, kimsenin nasıl kurulduğunu bilmediği gizli kapaklı koalisyonlarla yönetemezsiniz” dedik.

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi sadece ama sadece kriz, hukuksuzluk, adaletsizlik, verimsizlik üretir dedik. Bu sistem demokrasimizi de milletin ekmeğini de küçültür dedik.

Altıncısı; “bilgiye dayalı ekonomik rasyonalite olmadan ekonomiyi yönetemezsiniz” dedik. Akrabalarınızla, damadınızla, ahbap-çavuş ilişkileriyle, bir grup rantçı müteahhitle ekonomiyi yönetemezsiniz dedik.

Rasyonel bir yönetim ancak liyakat sahibi kadrolarla olur dedik. Bu kafayla ekonomimizi iflasa sürüklersiniz dedik.

Yedincisi; “çok boyutlu dış politika yaklaşımını korumanız gerekir” dedik. “Dış politika mutlaka ortak ve büyük stratejik bir resim içinde her bir unsurun doğru yere koyulduğu, her bir unsura hitap eden çok boyutlu bir yaklaşımla yeniden değerlendirilmeli” dedik. “Dostum Trump, dostum Putin’le” bu iş olmaz dedik.

Özetle “ya yeni hal ya izmihlal” dedik.

Açık bir şekilde konuştuk.

Çünkü birilerinin ülkenin üstüne karabasan gibi çöken korku örtüsünü yırtması gerekiyordu.

Korku duvarını yıkılması gerekiyordu.

Bu cesareti Gelecek dostları gösterdi,

Herkesin sustuğu, sindiği ve çekindiği bir dönemde meydana çıkarak doğruyu, hakikati ve hakkı dile getirdik.

Biz korku duvarını yıktıkça Gelecek Partisi binası inşa edildi.

12 Aralık 2019’da Gelecek Partisi kurularak milletimize taze bir soluk, yeni bir umut oldu.

Korku düzenlerinden kibirli bir şekilde emin olanlar artık hakikati dillendiren bir kadronun milletimizle buluşacağını gördüler.

O gün bu gündür Gelecek Partisi milletimizle birdir, beraberdir, yoldaştır.

Türkiye siyasetine Gelecek Partisi ile birlikte yeni bir soluk, yeni bir yaklaşım ve yeni bir tarz gelmiştir.

Gelecek partisi olarak biz bu korku duvarını aştığımız için 12 Aralık 2019’dan önce 2018’de sadece iki, 2019’da yine sadece iki parti kurulmuşken Gelecek Partisi’nin tarih sahnesine çıkarak korku duvarlarını birer birer yıkmasıyla birlikte son bir yıl içinde 23 yeni parti kuruldu.

Soru açıktır: Gelecek Partisi’nin cesur ve samimi kadroları bütün bu baskıları göğüsleyerek korku duvarlarını yıkmasaydı bu partilerin kurulmasının önünü açan iklim değişikliği yaşanabilir miydi?

Ben bu cesur Gelecek kadroları ile gurur duyuyorum, siz de gurur duyunuz!

Ülkemizin her bir köşesindeki sabır ve cesaret abidesi bu kadroları bugün başkentimizden 1. Yıldönümümüz vesilesi ile bir kez daha yürekten selamlıyorum.

Değerli kardeşlerim,

Siyasete sadece yeni bir korkusuz soluk değil yeni bir yöntem de getirdik.

Böylece Gelecek Partisi ile birlikte;

Çözümünü önermediği hiçbir sorunu eleştirmeyen,

Doğrusunu göstermediği hiçbir yanlışı dillendirmeyen,

Sadece nasıl olmamasını değil daha güçlü ve dolu bir şekilde nasıl yapılması gerektiğini ortaya koyan,

Yapıcı, inşacı ve vizyoner bir siyasi yaklaşım milletimizle buluştu.

Geçmişin sorunlarında, anlamsız tabularda, işlevsiz ezberlerde, ürkek yaklaşımlarda boğulmayan bir siyasi tarzla milletimiz ve Türkiye tanıştı.

Adeta Türkiye’yi yönetiyormuş gibi milletimizin bütün dertlerine liyakatli kadrolarımızla çözüm önerileri getirdik,

Sorunlar karşısında ne yapacağını bilmez bir halde felç olmuş iktidara karşı detaylı, somut, iyi çalışılmış alternatifleri ortaya koyduk,

Milletimiz dertleriyle dertlenen Gelecek Partisi’ni Türkiye’nin dört bir yanında bağrına bastı.

Hepsine tekrar teşekkür ediyoruz.

Aziz Vatandaşlarım,

Gelecek Partisi bugün bir yaşına girerken bir yandan iktidarın inşa ettiği anti-demokratik siyasi atmosferin diğer yandan Korona salgının zor şartları altında 1 Kasım’da genel kongremizi de yaparak seçimlere girme hakkına kavuşmuş durumdayız.

Eğer Bolu’daki 3 Aralık 2019 kurucular kurulu toplantımız 1919 Eylülündeki Sivas Kongresi ise, 1 Kasım 2020’deki Büyük Kongremiz TBMM’nin 23 Nisan 1920’deki kuruluşu gibidir.

Artık Gelecek Partisi çatısı altında ülkemizin her bir kesimini kendinde temsil eden bir siyasi heyet vardır.

Yüzlerle başlayan yolculuğumuz bir yıl içinde binlere, onbinlere, yüzbinlere ulaşmıştır.

Kısa bir süre içinde milyonlara, onmilyonlara ulaşması ise mukadderdir.

Artık milletimiz 1 Mayıs 2021’den sonraki muhtemel her seçimde oy pusulasında geleceğimizi simgeleyen çınar yaprağını görecek.

Partimiz kurulurken söylediğimiz gibi:

Çınar ağacı bizim geleneğimizde istikrarı temsil eder,

Adaletle hükmetmenin neticesinde güçlü bir şekilde yüzyıllarca kökleşmeyi temsil eder,

Kökleri geçmişimizi, dalları merhameti, yaprağı ise Geleceğimizi temsil eder.

Gelecek Partisi milletimizin ve vatanımızın geçmişinden güç alarak yarınlara bakmaktadır,

Gelecek Partisi, darbelerle, vesayetlerle, yasaklarla, yolsuzluklarla ve ekonomik krizlerle anılan ve bugünümüzü de karartan eski Türkiye defterini kapatmak için vardır,

Gelecek Partisi Türkiye’nin içine düştüğü idari tıkanmadan, siyasi çıkmazdan ve ekonomik dar boğazdan kurtaracak bir program, kadro, inanç ve vizyonla yarınlara yürümektedir.

Milletimiz ülkemizin yaşadığı sorunların hepsini görmektedir, bilmektedir ve hepsinden önemlisi sessizce bir kenara yazmaktadır,

Milletimizin sessizliğini kimse suskunluk zannetmesin,

Milletin sessizliğinden daha büyük bir feryat yoktur,

Bu koalisyon iktidarı millete sağır olduğu için milletin sesini duymamaktadır,

Bu koalisyon iktidarı millete kör olduğu için milletin halini görmemektedir,

Bu koalisyon iktidarı milletin derdini umursamadığı için milletin kanayan vicdanını hissetmemektedir,

Kıymetli Kardeşlerim,

Bu koalisyon iktidarı her ne kadar Türkiye’de olsa da artık milletle aynı dünyada yaşamamaktadır,

Öncelikle altını açık bir şekilde çizerek ifade edeyim,

Karşımızda ağır bir vesayet rejimi bulunmaktadır,

Vasisi Bahçeli, rota çizeni Perinçek olan bu vesayet rejiminden Sayın Erdoğan’a sadece sözcülük kalmıştır,

Hayaller koalisyonsuz Türkiye, gerçekler meşru bir koalisyonu bile aratan Bahçeli ve Perinçek vesayet rejimidir,

Cumhurbaşkanı’nın vasisi gibi konuşan konuşanadır,

Bu iktidarın içinde bulunduğu vesayet rejimi dünyası milletin ve Türkiye’nin içinde bulunduğu dünyadan tamamen kopmuştur,

Millet iş derdindedir bunlar bir kişiye beş maaş verme derdindedir,

Millet aş derdindedir, bunlar yandaş müteahhide daha fazla milletin kaynaklarını akıtma derdinde,

Millet hak, hukuk ve adalet derdindedir bunlar ülkeyi askeri bir garnizona çevirme derdinde,

Milletin feryadını duymayanlar bir anda dış mihrak talimatlarını duymuşlardır,

Maalesef bizzat Sayın Erdoğan’ın kendi ifadeleriyle ülkemizde “küresel siyasi gelişmelere uygun olarak” bakan ve Merkez Bankası başkanı değiştirilmiştir.

Bunu bizzat Sayın Erdoğan söyleyebilmiştir.

Yıllarca dış mihrak deyip durup,

Önlerine gelen herkesi dış mihrak uzantısı olarak suçlayıp sonra da küresel siyasi gelişmelere göre bakan değiştiriyoruz, politika değiştiriyoruz, hatta dış mihrak için reform bile yapmayı düşünüyoruz çizgisine gelmişlerdir.

Hayaller tam bağımsız Türkiye, gerçekler bir odaktan başka odağa, bir eksenden başka eksene ne yaptığını bilmez şekilde savrulan Türkiye.

Bu millet bu acizliği, bu onursuzluğu hak edecek ne yaptı size?

Siz umursamıyor olabilirsiniz ama milletimiz de biz de onurumuzun, itibarımızın derdindeyiz.

Ama biz biliriz ki başka başkentlerin telkinleriyle gelecek demokrasi de, başka başkentlerin korkusuyla atılacak adımlar da sahtedir, yalandır ve sürdürülemezdir.

Samimi bir iktidar, yerli bir iktidar, yerli bir hükümet Biden’a, Putin’e, Trump’a bakıp ülkesinin demokrasisini şekillendirmez.

Milletine bakar, milletine.

Bunlar milletin sesini unutalı çok zaman oluyor.

Tam da bu yüzden sahici ve samimi olmayan bir şekilde demokrasiyi, adaleti ve hukuk devletini hatırlamaları bir seraptan başta bir şey değildir.

Önce ortaya çıkardıkları enkazın hesabını verecek cesareti göstersinler,

Dürüstçe milletle yüzleşip biz batırdık, ülkeyi her anlamda iflasa sürükledik, dış mihraklar da elimize bir reçete verdi, size sunabileceğimiz tek şey işte bu acı reçete desinler.

Sayın Erdoğan’ın ülkeyi getirip bıraktığı yer “acı reçete” yazan bir iktidardır.

Evet Erdoğan millete aç karna içilmek üzere acı reçete yazacaklarını söylüyor.

Nasıl olsa kendilerine bu acı reçetenin ucu dokunmayacak,

Nasıl olsa onların keyfi yerinde,

Gelecek Partisi olarak biz bu iktidara bir acı reçete yazmıştık,

Sizlere geçtiğimiz ay bunu sunduk,

İktidara buradan sesleniyoruz,

Size yazdığımız Gelecek acı reçetesi şifa bulmanız için tek çıkış yoludur,

Bu reçeteyi tıpkı millete söylediğiniz aç karna içmeniz gerekiyor,

Öncelikle yemeyi bırakın,

Bir kişiye beş maaş düzenini bitirin,

İsraf projelerini durdurun,

Rantçı iş adamlarının milyarlarca liralık vergilerini silmeyi durdurun,

Helali-haramı öğrenin,

Kamu malının sizin malınız olmadığını bilin,

Ardından da yazdığımız acı reçeteye bakın,

Sabah demokrasi, öğlen adalet, akşam hukuk…

Sabah akşam demokrasi, adalet ve hukuk ilacını için,

Ondan sonra konuşmaya başlayın,

Milletin size yazdığı reçete budur,

Geniş işsizliğin yüzde 30’a, enflasyonun yüzde 15’e, faizlerin yüzde 15-20’lere ulaştığı bir yerde siz nasıl millete acı reçete yazacaksınız,

Millet zaten sizin zehir ettiğiniz hayatını çile ile yaşıyor,

Yetmiyor bir de millete acı reçete mi yazıyorsunuz,

Millete Erdoğan acı reçetesi,

Milletin cebini ve kursağını boşaltan, Türk ekonomisini iflasa sürükleyen Berat Albayrak’a Erdoğan affı,

Bu nasıl bir zulümdür, bu nasıl bir ahlaktır?

Böyle paylaşımı kurt kuzuya yapmaz.

Bu nasıl bir vicdansızlıktır.

Sonra da kalkın hiçbir şey olmamış gibi yıllardır unuttuğunuz reform kelimesini telaffuz edin.

Kıymetli Vatandaşlarım,

İçinde demokrasi, meclis, hukuk geçen her şeyden bu iktidar rahatsız oluyor.

Onun için Gelecek Partisi’nin bu iktidara yazdığı reçeteden de rahatsızlar.

Emin olun bu milletimizin bu iktidara yazdığı tek reçetedir.

Artık minare kılıfa sığmamaktadır.

Yıllar sonra hukuk dediniz ertesi gün genel başkan yardımcımız Ayhan Sefer Üstün’ün evini mafya artıkları kurşunladı. Çıkıp bir tek cümle söylediniz mi?

Bu ucuz mafya artıklarınızın, ortağınız 28 Şubat artıklarının, çapsız medya silahşörlerinin bizleri korkutabileceğini, sindirebileceğini mi düşünüyorsunuz?

Milleti ve bizi bu şekilde susturabileceğinizi mi düşünüyorsunuz?

İşte yarım yamalak insan hakları dediniz ertesi gün Diyarbakır’da herkesin gözü önünde masum bir Kürt gencini kurşuna dizenler serbest kaldı, bu vahşetin fotoğrafını çeken gazeteciler de 20 yılla yargılanır hale geldi. Çıkıp bir tek cümle söyleyebildiniz mi?

İnsan hakları dediniz, ertesi gün Diyarbakır’da yine kelepçe, yine soruşturma, yine 1990’lar manzaraları….

Ağzınızdan seneler sonra adalet kelimesi çıktı ertesi gün affedip serbest bıraktığınız bir mafya lideri ortağınızla birlikte ana muhalefet partisi liderini ağza alınmayacak küfürlerle tehdit etti. Çıkıp bir tek cümle söyleyebildiniz mi?

Faiz artırmanın ekonomiye nasıl zarar vereceğini söylediniz, ertesi gün faizler yüzde 15 çıkarıldı. Çıkıp bir tek cümle söyleyebildiniz mi?

Hangisini savunuyorsunuz?

Hangisi Erdoğan hangisi iktidar?

Faizlere karşı çıkan Erdoğan faizleri artıran Erdoğan’a karşı.

İnsan hakları reformu yapacağız diyen Erdoğan, karşısında kimi bulsa hain ve terörist diyerek yargıdan önce hüküm veren Erdoğan

Hukuk reformu yapacağız diyen Erdoğan, karşısında bu mafya düzeni devam edecek diyen ortağı.

Millet sizin bu ciddiyetsizliğini hak edecek ne yaptı.

Bu adımları kim atıyor?

Siz mi atıyorsunuz yoksa görünen ve görünmeyen ortaklarınız mı?

Biriniz reform diyor diğeriniz statüko,

Biriniz hukuk diyor diğeriniz mafya,

Biriniz adalet diyor diğeriniz baskı,

Bu nasıl bir iktidar fotoğrafı.

Biz bu manzarayı iyi biliriz.

Yeni FETÖ’ler mi esir aldı iktidarı.

Rotanızı çizdiğini söyleyen Perinçek’e mi teslim oldunuz?

Demokrasiye, hukuka, adalete, şeffaflığa müsaade etmeyiz mi diyorlar?

Bizimle kurduğun ortaklığın diyeti hukuk devletinden ve adaletten uzak durmak mı diyorlar?

Aynı iktidarın içinde birinin yaptığını diğeri yıkıyor.

Hayaller reform, gerçekler beşinci sınıf mafya düzeni!

Hayaller tam bağımsız Türkiye, gerçekler Küresel güçlere uygun değişiklikler!

Hayaller koalisyonsuz tek başına Erdoğan iktidarı, gerçekler eski Türkiye’nin bütün artıklarının yönettiği bir gizli koalisyon.

Sayın Erdoğan millete ACI REÇETE yazmayı bıraksın önce kendisine görünen ve görünmeyen ortaklarının YAZDIĞI ACI REÇETEYİ millete açıklasın.

Kıymetli Vatandaşlarım,

Gelecek Partisi kurulduğunda dünyanın birçok yerinde yeni yüzyıl başlayalı 19 sene olmuştu. Ancak biliyoruz ki siyasal ve iktisadi tarih evrensel bir şekilde ilerlemiyor.

Ülkemizde bugün takvimler 2020’yi gösterse de siyasal yılımız maalesef hala 20. yüzyılın farklı senelerinde dolaşıp duruyor.

Siyasal hayatımızı şekillendiren partiler de sorunlarımızı çözme kapasitemiz de büyük ölçüde 21. yüzyıla ulaşabilmiş değiller.

Gelecek Partisi Türkiye’de siyasetin yaşadığı tarihsel ve takvimsel uyumsuzluğa bir son vermek, çare olmak için kolları sıvadı.

Bu yüzyılın başlangıcında, adeta bütün insanlığın tecrübe edeceği en ilginç seneyi yaşayacağımızı bilircesine, 2020’ye ulaşmadan Aralık 2019’da Gelecek Partimizi kurduk.

2020 insanlığın belki de son onyıllarda hatta yüzyıllarda hiç olmadığı kadar geçmişini ve geleceğini sorguladığı bir sene oldu.

Gelecek Partimiz bu tefekkürün Türkiye’de sağlıklı bir şekilde yapılabilmesi için açılan temiz sayfaya davetin ismi oldu.

Gelecek Partisi Türkiye’nin 20. yüzyıla ait sorunlardan, tabulardan ve krizlerden artık çıkması ve geçen yüzyılın muhasebesini hitama erdirip ülkemizin yeni yüzyılda mesafe alması için yola çıktı.

Bu hedefin anlamı eski Türkiye defterinin kapatılması ve ülkemizin geleceğine sahip çıkılmasıdır.

Zira eski Türkiye’ye, 20. yüzyıla ait korkuları dağıtmadan, tabularla yüzleşmeden ve kangren haline gelmiş sorunları çözecek bir irade ortaya koymadan ülkemizin geleceğe yürümesi mümkün değildir.

Bu irade gösterilmediği sürece, takvimlerimiz ilerlese de Türkiye 20. Yüzyılın kâh şu yılında kâh bu sorununda takılıp kalmaya devam edecektir.

Ülkemiz ve milletimiz bu sığ ve basit kısır döngüyü hak etmemektedir. Geçen yüzyılın prangaları, sorunları ve tabuları siyasal sermaye olarak kullanıldıkça milletimizin geleceğinden seneler kaybolmaktadır.

Bugünkü iktidar ve bileşenleri de ülkemizi geleceğe taşıyacak takatleri tükendikçe geçmişe ve geçmişin tabularına sarılmışlardır.

Türkiye ancak 20. yüzyılda kalırsa kendileri de iktidarda kalabileceklerini düşünen bugünkü yönetimin ülkemizi içine soktuğu makastan tek çıkış yolu temiz bir sayfa ile yeni ufuklara yürüyecek bir iradenin ortaya çıkmasıydı.

Gelecek Partisi milletimize zorla giydirilmiş, mecbur bırakılmış ve mahkûm edilmiş bütün çıkmazlardan kurtaracak çözümün amasız fakatsız tam demokratik bir Türkiye arzusu olduğunu gören kadroların ve fikirlerin buluşmasıyla ortaya çıkmıştır.

Bu gerçekten hareketle siyasi sahnemizde en büyük açığın da tıpkı ülkemizin yaşadığı kriz için geçerli olan tam demokratik bir siyasal parti ihtiyacı olduğunu görüyoruz.

Bugün ülkemizde demokrasiden uzaklaşan atmosfer sadece iktidar bileşenlerinin ortaya çıkardığı bir kriz değildir.

Türkiye’deki siyasal partilerin vasatı da geçmişe ait tabuların, bugüne ait ezberlerin ve geleceğe ait korkuların vesayeti altındadır.

Bütün bu siyasal ve tarihsel kamburlar tam demokratik bir vizyon ve çağdaş bir hukuk devleti arzusunu her seferinde farklı açılardan gölgeleyerek teneffüs ettiğimiz anti-demokratik atmosferi beslemektedir.

Geçmişin vesayetinden, tabuların baskısından ve farklılıklarımızın zenginliğinden korkan bu yaklaşımdan uzaklaşmanın yolu öncelikle geleceğe bakmaktan geçmektedir.

Geleceğe bakamayanlar eski defterlere sıkı sıkı sarılmakta, geleceğe yürümeye cesareti olmayanlar geçmişin konforlu tabularını kaybetmekten korkmaktadırlar.

Gelecek Partisi, ancak her yönüyle geleceğe odaklandığımızda ülkemizde yeni bir sayfa açmanın ortak zeminini siyasal partilerimiz ve milletimiz arasında mümkün olduğunu görmektedir.

Bu bakış açısı bizlerin Gelecek Partisi vizyonuna Türkiye’nin ihtiyaç duyduğuna dair kanaatimizin şüphesiz bir şekilde oluşmasını sağlamıştır.

Geçen sene Gelecek Partisi vizyonunu oluşturan sürece girerken manifestomuzda şunları dile getirmiştik:

Siyasi hareketleri ve partileri tarih sahnesinde başat aktör kılan beş temel unsur vardır:

  • kendi içinde tutarlı bir ilkeler ve değerler manzumesi,
  • bu değerler manzumesinin ruhu ile uyumlu bir söylem,
  • toplumun her kesimine açık bir sosyal ilişkiler ağı,
  • bu ağı etkin bir şekilde yöneten sağlam bir teşkilat yapısı ve
  • zamanın ruhuna uygun politikalar geliştirilebilmesini sağlayan özgür düşünce ve ortak akıl.

Partimizin birinci yaşına girmesinin ardından tekrar bu unsurları hatırladığımızda; Gelecek Partisi’nin ilkelerinden söylemlerine, milletle bağından teşkilatlanmasına ve inşa ettiği özgün akla varıncaya kadar ülkemizin yarınları için tam demokratik bir vizyonu taşıdığını görmek bizleri mesut etmektedir.

Gelecek Partisi zor şartlara rağmen uyumlu, yapıcı ve özgün diliyle Türk siyasetinde muhkem bir eksen inşa edebileceğini göstermiştir.

Türkiye’nin farklı renklerini üzerine yakıştırmayı başarmıştır. Ayırım yapmaksızın Türkiye’nin dertleriyle dertlenebilmiştir.

Amasız bir ortak demokratik zeminin mümkün olduğunu ispatlamıştır.

Samimi bir şekilde ve birlikte geleceğimizi şekillendirebileceğimizi ortaya koyabilmiştir.

Gelecek Partisi yarınlara odaklandıkça geçmişin yükünün azalacağını, 21. yüzyıla baktıkça geçen yüzyılın kısır çekişmelerinin anlamsızlaşacağını, geleceğe yürüyecek iradeyi ortaya koydukça eski Türkiye defterinin kapanacağını bir yıl gibi kısa bir sürede herkese göstermiştir.

Bütün dünyanın durduğu ve endişeli bir şekilde geleceğini tekrar tekrar tefekkür ettiği 2020 yılı sonrasında küresel ve ulusal düzeyde yeni doğumlara şahitlik edeceğimizi şimdiden öngörebiliriz.

COVID-19 salgını sonrası dünya ve Türkiye’nin farklı olacağını hepimiz görüyoruz.

Gelecek Partisi olarak bu yeni döneme “Türkiye İçin Hazırız” diyerek giriyoruz.

Gelecek Partisi altını çizerek tarihin akışının hızlanacağı, belli dinamiklerde makas değişiminin yaşanacağı ve eski dinamiklerin ya anlamsızlaşacağı ya da baştan aşağı değişeceği bu döneme, yani geleceğimize hazır olmamız gerektiğini düşünüyor.

Maalesef Türkiye, tarihin bu anına, birçok başlıkta oldukça ciddi açıklarla yakalanmıştır. Dünyada görülmemiş bir finansman imkânı varken Türkiye ciddi bir finansman açığı yaşamaktadır.

Dünyada ciddi bir şekilde popülist ve içe kapanmacı politikalardan çıkış tartışmaları tekrar başlarken Türkiye ciddi bir demokrasi açığı vermektedir.

Dünyada güçlü bir dezenflasyon dönemi yaşanırken, faziler hemen her yerde sıfır veya eksideyken Türkiye en son geçen yüzyılda gördüğü enflasyonist döngüye girmiştir, faizler akıl almaz rakamlara, 15-20’lere çıkmıştır.

Dünyada ittifak haritalarının güncellenmesi ve yeni jeopolitik iş birliği alanları tekrar gündeme gelmişken Türkiye oldukça ciddi bir ittifak açığı vermektedir.

Dünya yeni bir siyasal ve ekonomik sorgulama sürecine girmişken Türkiye ciddi bir özgür tartışma, istişare ve düşünme açığı vermektedir.

Maalesef bütün bu açıkların hülasası Türkiye’nin 21. yüzyıl dinamiklerinden milletimizin hak ettiği ölçüde faydalanmasını engelleyebilir. 

Gelecek Partisi Türkiye’nin demokrasi, ekonomi ve jeopolitik açıklarını bir an evvel kapatmaya başlayarak küresel ve bölgesel düzeyde rekabet gücünü koruyan tam demokratik bir ülkeye dönüşmesinin yegâne yolunun geleceğimizi hep birlikte, korkusuzca ve tabulardan arınmış şekilde tartışmamızdan geçtiğini düşünmektedir.

Türkiye’nin yakıcı bir anayasa krizi varken toplumsal sözleşmemizi tahrip eden cari anayasayı görmezden gelemeyiz.

Vatandaşlarımızın onyıllardır devam eden aidiyet sorunlarını kökten çözecek tam demokratik bir yeni anayasa ihtiyacını göz ardı edemeyiz.

Türkiye’nin krizden başka bir şey üretemeyen devasa bir hükümet modeli sorunu varken hukuk devletini fiilen ilga eden Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemini görmezden gelemeyiz.

Milletimizin yıllardır özlemini duyduğu tam demokratik güçlendirilmiş parlamenter sistem talebini göz ardı edemeyiz.

Bunun için sadece Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemini eleştirmekle yetinmedik; Tam demokrasi için Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem önerimizi geliştirerek 9 Kasım’da kamuoyuna açıkladık ve bütün siyasi partilerden randevu talep ederek bu önerimiz çerçevesinde istişare sürecimizi başlattık.

Talebimiz kabul eden Cumhuriyet Halk Partisi ve İYİ Parti’den sonra rahatsızlığım dolayısıyla ara verdiğimiz görüşmelere önümüzdeki hafta kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Hala “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini eleştirenler alternatifini daha ortaya koyamadılar” diyenlere buradan sesleniyorum:

Biz bu alternatifi en kapsamlı şekilde ortaya koyduk!

Siz görmek istemeseniz de milletimiz görüyor.

Öte yandan, gelir adaletsizliğinin her geçen gün büyüdüğü, bölgeler arası kalkınma sorunun arttığı, yolsuzluğun ve kaynak israfının sıradanlaştığı ve refah üretemeyen bir ekonomik yapımız varken işlevsel, verimli ve imtiyazsız bir ekonomik düzen arzusunu göz ardı edemeyiz.

Gelecek Partisi Türkiye’nin sorunlarına gözünü kapamadığı ve göz ardı etmediği için kurulmuştur.

Partimizi var eden ana eksen milletimizin 21. Yüzyılda hayal ettiği müreffeh Türkiye arzusudur.

Bugün ülkemizdeki kutuplaşma ve kimlik siyasetinden dolayı vatandaşlarımızın siyasal tercihlerinin statikleştiğini düşünenler geleceğimizin çok farklı olacağını tahayyül etme cesaretinden mahrumdurlar.

Türkiye geçen yüzyıla ait yaralar, kırılganlıklar ve farklı fay hatları üzerinde durmaya çalışan siyasal yaklaşımlarla daha fazla yol alamaz.

Gelecek Partisi bu gerçeği idrak eden bir yaklaşımla ülkemizin sorunlarına çözüm önerisi getiren yeni bir ufuk tarif etmeye devam edecektir.

İnanıyoruz ki milletimiz tıpkı geçmişte defalarca gerçekleştirdiği gibi ülkemizin ve çocuklarının tam demokratik, itibarlı ve müreffeh bir Türkiye’ye kavuşmasını istemektedir.

Milletimizin bu güçlü arzusuna inanmayanlar geçmişin sorunlarıyla ve tabularıyla sadece ülkemize zaman kaybettirmektedirler.

Gelecek Partisi milletin bağrında biriken bu talebe cevap vermek üzere sabırla ve ciddiyetle hem kendisini hem de ülkemizi önümüzdeki dönemde yaşanacak değişim sürecine hazır hale getirmek için çabalamaktadır.

2020 dünyada ve Türkiye’de geçen yüzyılın hastalıkları ve çözümlerinin yeniden muhasebeye tabi tutulduğu bir sene oldu.

Gelecek Partisi de ilk yaşını bu muhasebe ortamında doldurdu.

Bizler için zor olduğu kadar bu muhasebeden dersler çıkarma imkânı da oluştu.

Partimiz ne geçmişin sorunlarına ne de ezbere dönüşen çözümlerine yaslanmadan, ülkemizi 21. yüzyılda taşıyacak yeni siyasal, toplumsal ve ekonomik dinamiklere ihtiyacımız olduğunu öngörmektedir.

Katılımcı bir demokrasi olmadan özgürlüklerin kalıcı bir şekilde muhafaza edilemediğini,

Adil bir paylaşımı ve muhtaç kesimleri gözeten onurlu bir sosyal politika vizyonu olmadan müreffeh bir ekonominin inşa edilemeyeceğini,

Küresel ve bölgesel dinamikleri uzun vadeli bir yaklaşımla yönetmeyen bir jeopolitik akla sahip olmadıkça itibarlı bir pasaportumuz ve muhkem bir milli güvenliğimizin olamayacağını düşünüyoruz.

Bütün bunlar için de geçmişin yüklerinden kurtulup geleceğe güvenli adımlarla yürüyen Türkiye vizyonuna yaslanıyoruz.

İnanıyoruz ki insan onurunu tartışmasız bir şekilde önceleyen bir yaklaşımla geleceğimiz aydınlık olacaktır.

Bir yaşımızı doldururken milletimizin gösterdiği teveccüh bizlere yarınlara bakmak için umut veriyor.

Bu umudun ışığıyla ülkemize huzur geleceğine inanıyoruz.

Değerli vatandaşlarım,

Asla ümitsizliğe kapılmayınız!

Kuruluşumuzun 1. Yıldönümü şiarı olarak “ Türkiye İçin Hazırız” diyen Gelecek kadroları sizler ve gelecek nesiller için ayaktadır.

Birileri korkabilir, birileri sinebilir ama Gelecek partililer cesaretlerini milletten, ferasetlerini alınlarının teriyle kazandıkları tecrübelerinden almaktadırlar.

Bu kadro milletimizin umududur.

Bu kadro yarınlarımızdır, geleceğimizdir.

Bu kadro ülkemizin birikimlerinin, Milletimizin değerlerinin ve kardeşliğinin, Devletimizin ve kamu malı imkanlarının bir avuç liyakatsizin elinde çar çur edilmesine dur diyecek kadrodur.

Artık oy pusulasında mazimizin gücünü, yarınlarımızın umudunu temsil eden bir ÇINAR yaprağı var.

ARTIK GELECEK PARTİSİ VAR.

GELECEĞİNDE SÖZ SAHİBİ OLMAK İSTEYEN VATANDAŞLARIMIZ İÇİN VAR.

MAZLUMLAR İÇİN VAR.

KİMSESİZLER İÇİN VAR.

EKMEĞİNİN DERDİNE DÜŞENLER İÇİN VAR.

EĞİTİMİNİN DERDİNE DÜŞENLER İÇİN VAR.

İNSAN HAKLARININ, HUKUKUN VE ADALETİN DERDİNE DÜŞENLER İÇİN VAR.

Sizlerin de bu GELECEK kadrolara sahip çıkacağınıza, bizleri bu yolumuzda yalnız bırakmayacağınıza yürekten inanıyor, hepinizi saygıyla, muhabbetle selamlıyorum.

Gelecek bizimdir, gelecek milletimizindir, gelecek Türkiye’nindir.

Hiç bir şey bitmedi; her şey bugün burada yeniden başlıyor.


Haberi Paylaş: https://www.ktrhaber.com/?p=1680

Foto Galeri, Siyaset, Türkiye